Uzay enkazına karşı iki çözüm: Radyasyon direnci ve yörüngede servis
Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
© medya07.com
Uyduların teknik arızalarını azaltmak ve yörüngede yeni enkaz oluşumunun önüne geçmek için radyasyona dayanıklı sistemler ile bakım-onarım hizmetlerinin birlikte geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Değerlendirmeler, Antalya’daki 77’nci Uluslararası Uzay Kongresi’nde düzenlenen “Uzay Sürdürülebilirliği ve Radyasyon Direnci” oturumunda yapıldı.
Oturumda CERN’den Enrico Chesta, EPFL Uzay Merkezi İcra Direktörü Emmanuelle David, İsviçre Federal Dışişleri Bakanlığı’ndan Gregoire Hauser ile ClearSpace CEO’su ve kurucu ortağı Luc Piguet yer aldı. Uzay faaliyetlerindeki büyümeyle birlikte artan enkaz sorunu; mühendislik, bilim ve uluslararası politika başlıklarıyla ele alındı.
CERN’in radyasyon ölçümleri ve elektronik testleri üzerine çalışmalarını aktaran Chesta, uydu arızalarının bir bölümünün uzay ortamındaki radyasyondan kaynaklandığını belirtti. Mevcut verilerin kesin bir tablo çıkarmayı zorlaştırdığını söyleyen Chesta’nın değerlendirmesine göre, fırlatılan uyduların yaklaşık yarısı görev süresi tamamlanmadan teknik sorun yaşayabiliyor. Uygun radyasyon dayanımı planlamasıyla bu sorunların yaklaşık yüzde 10’unun, hem geçici hem de kalıcı arızalar açısından önlenebileceği ifade edildi.
Chesta, uydunun karşılaşacağı radyasyon koşullarının önceden anlaşılmasının da önem taşıdığını anlattı. CERN’de geliştirilen düşük maliyetli, hafif ve az enerji tüketen Space RADMON teknolojisinin küçük uydular ve uydu takımları için kullanılabileceğini belirten Chesta, sistemin uydunun görev ömrünün sonuna yaklaşmasını izlemeye ve güneş fırtınalarında güvenli moda geçişe yardımcı olduğunu kaydetti. CERN tesislerinde elektronik parçaların yanı sıra uydu sistemlerinin tamamı için radyasyon testleri yapılabildiği bilgisi paylaşıldı.
ClearSpace yöneticisi Piguet ise uzay sektöründeki enkaz problemini, bakım ve servis altyapısının yeterince gelişmemiş olmasının sonuçlarından biri olarak değerlendirdi. Havacılık, kara ve deniz taşımacılığındaki bakım, onarım ve ikmal hizmetlerine benzer bir yapının uydu operasyonlarında da kurulması gerektiğini söyledi. Şirketin Avrupa Uzay Ajansı ile enkaz kaldırma, Birleşik Krallık’ta ikinci bir görev ve jeosenkron uyduların kullanım süresini uzatma projeleri üzerinde çalıştığı aktarıldı.
David, sürdürülebilirlik değerlendirmesinin yalnızca yörüngedeki atıklarla sınırlı tutulamayacağını belirtti. Dünya gözlemi, hava durumu ve haberleşme uydularının çevresel sorunlarla mücadelede katkı sağlayabildiğini söyleyen David, buna karşılık uzay faaliyetlerinin yeryüzündeki etkilerinin yaşam döngüsü analizleri, çevresel yükün azaltılması ve eko-tasarım yoluyla ele alınması gerektiğini ifade etti.
Hauser de uzay sürdürülebilirliğinin bilim ve teknolojinin yanı sıra uluslararası iş birliği ile politikayı kapsadığını dile getirdi. Birleşmiş Milletler Dış Uzayın Barışçıl Kullanımları Komitesi’nde 2019’da kabul edilen rehber ilkelerin önemine işaret eden Hauser, atmosferik ve ışık kirliliğinin de değerlendirmelere dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Oturumda, uzaya güvenli ve barışçıl erişimin gelecek kuşaklar için korunmasının; uyduların tasarımından fırlatılmasına, işletilmesinden görev sonlandırmasına ve risk bilgilerinin paylaşımına kadar bütün süreçleri kapsadığı belirtildi.